İstanbul'da yaşayan biri olarak şunu itiraf edeyim: Tarihi Yarımada'ya en son ne zaman gittiğimi hatırlamıyordum. "Hep orada olacak" mantığıyla ertelenir bazı şeyler. Ta ki geçen yıl Portekizli bir arkadaşım gelip "bana İstanbul'u gezdirirsin mi?" deyene kadar. Ve o gün için saat 08.00'dan akşam 19.00'a kadar tam bir rota çıkardım. Bu liste o günün çıktısı.
Rota: Sabah Ezanıyla Başlamak
Sabah ezanında Sultanahmet Meydanı'nda olun. Turist yok, satıcı yok, sadece ezan ve bu iki dev yapı — Ayasofya ve Sultanahmet Camii — karşılıklı dikilmiş. Bu anı hiçbir fotoğraf tam olarak aktaramaz. Oturun, bir şey yapmasanız da olur. Sadece o sesi duyun.
Yerebatan: Su Altındaki Saray
Yerebatan Sarnıcı'na girdiğinizde ısı birden düşer. Yüzlerce sütunun yarattığı simetri, aydınlatmayla birleşince başka bir boyuta açılan kapı gibi. En altta Medusa başlarını bulun — biri baş aşağı, biri yan yatmış. Neden? Tartışmalı. Ama o belirsizlik, mekânı daha güçlü kılıyor.
Kapalıçarşı: Kaybolun
Arkadaşım burada kayboldu. Ben de. Ayrıldık, buluşma noktası belirledik, yarım saat sonra ikimiz de farklı yerdeydik. Çarşı kafanızdaki haritayı siler. Bu bir hata değil, özellik.
Gün sonunda Mısır Çarşısı'ndan baharat alın — eve gittiğinizde o koku sizi İstanbul'a geri götürür. Her seferinde.